16 Kasım 2009 Pazartesi

neoliberal açılımlar




Liberalizm, minervanın baykuşunu uzak ülkelere uçurup onu bir çift göz gibi kullanıyor...liberalizm, empati ve sempatinin "akıl" uğruna, "akıllıca" olan uğruna idam fermanını imzalıyor. Paranın ve namlunun soğuk ikliminde bütün vicdanları akıl yaftasıyla lekeliyor ve romantik bütün insani özlemleri postmodern faşizm çağının yakıtı haline getiriyor. Devrimciler, isyancılar, anarşistler, hayalperestler, şairler ve aşıklar neoliberal politikaların leş yiyici haydutlarınca devşirilip, kanları emiliyor...kendisi dirimin soluğunu çoktan yitirmiş liberal yamyamlar, ancak başka bir "can"ın kanıyla yaşayabilirler...işte liberalizm ister "neo" ister "post" adını alsın hiç bir eyleminin niyetini aklayamayacağı şeytani gözü dönmüşlüğün adıdır...

Pınar Nurhan
kasım 09

12 Kasım 2009 Perşembe

alegorik ağıt



Alegorik Ağıt


Gel sevgilim, kâhinlere anlatalım hikâyemizi ve diyelim ki
onlara: Tüm eğrilikleri aklıyoruz aşkla. İnce bilekli çıplak
ayaklarımızla karşılıyoruz fırtınalı bir yağmur sonrası
filizlenen sabahları. Dinleyin, duyun sesimizi ey halkımız ve
sen Kassandra! Anlat bizi onlara… Avuç avuç alıp
kokladığımız çamurlu toprak, tenlerimizi sarmalayan kızıl
gazeldir aşk! Yaşlı…
Bahtlarımızın ateş böceği, aydınlık ve karanlık, var ve yok
gibidir. Hayatı batırır göğsümüze. Hayat acıtır göğsünü
insanın, insan olmanın çaresizliğiyle. Dirimin ölüme fırlattığı
neşterdir; sızlayan yaralarımızın susturulmuş kesiğidir aşk.
Derin…


Yeryüzüne sürgün bir nariyan, gökyüzünde yalnız ve hür bir
avuç nefestir! Bitkin…
Gel sevgilim anlatalım hikâyemizi. Diyelim ki onlara:
Gül suyuyla aldığımız abdesttir sevgilinin yüzü.
Ve hayır! Aşk epik oyunlarımızın dekoru değildir.
O, bu dermansız trajedinin tüm hakikati kucaklayan
alegorisidir.


pınar nurhan
a.g.e syf:61

04 Kasım 2009 Çarşamba

Özet, Asıl ve Kopya

Özet, Asıl ve Kopya


Dinlemezler kalbini bilirim. Ne için, kime kısa bir özet
geçebilirsin artık? Hayat bir özetleme olsaydı eğer, hangilerini
alırdın sayfalarına? Değil elbette. Evet, belki bir girdabın orta
yerinde çığlık, fırtınada savrulmaktı her şey, ama hepsi bir
görüntüydü. Sen ne sanıyordun ömür hanımı? Yoksa ömür bey
mi demeliydim? Öyle ya! Bize her an apış aramızı anımsatan
bu sirk gösterisinde kadının hanımlığı kalır mı? Ömür bey
ömür hanıma tecavüz etti. Ömür hanım tecavüzcüsüyle
evlendi. Sarhoş bedenler boktan bir savaşın sinsi mücahitleri
artık. Alaycı tebessümleri cesetlerine yapışırken pişmanlık,
cehennem dedikleri şey işte.
Özet yok. Asıl yok. Kopya zaten çürüyüp gitti.

pınar nurhan
m.c.k syf:15

m.c.k imza Urla/Levo's

14 Ekim 2009 Çarşamba

Yar'a'dan Dil

ı
Söz dilde irinli yara, dilim kaçıyor boğazıma
Asi ve inatçı bir kılçık ne söyleyebildiğim
Ne yutkunabildiğim. Gökyüzünden fırlatılmış
bir kaçkındır söz. Saklı bir neşterdir kalbimde
yar’a’dan dil


ıı
içimi içime gömdüm. Bu iç benim değil,
ne mülteciler sakladım, dışıma kaçak içime yasak,
acemi bir itiraz, hançeriyim dilimin.
İçimle bilediğim bıçak,
parça parça et
diliyor
dil-den
dil-e
içim dışım kan…

modern cinayetlerin kokusu
syf:35
pınar nurhan

30 Eylül 2009 Çarşamba

modern cinayetlerin kokusu çıktı...



http://www.kitapstore.com/goster/kitap.asp?kitap=101484&SID=930155828382&gorus=&page=&r=0,45245

06 Eylül 2009 Pazar

HİÇ

Hiç ile yandım. Çatlamış dudaklarıma iliştirdim dilimin sivriliğini. Hiç gibi kaldım çemberimin orta yerinde. Sivri ve keskin uçlarını yaladım hiçliğin. Dudaklarımı aralayıp verdiğim yeminleri tükürdüm. Salyalarımla izini sürdüm merkezimin. Çapımı erteledim. Hep bir yarıçap olarak kaldı sivriliğim. Hiçin içinde yüzdüm. Attığım her kulaç sonsuzluğu doladı boynuma. Isındım. Avuçlarımı yalayıp hiçe dokundum. Tuz buz oldum. Anlamın tuzu yapıştı avuçlarıma. Yaladım yaladım, yandım. Kavrulan zihnimi anlamın esaretine bıraktım. Kat kat merdivenlerini tırmandım krizalit gökyüzünün. Hiçin özlemiyle düştüm düşlere. Yandım yandım yandım… Dudaklarıma iliştirilmiş sivri dilimi çözdüm, rahat bıraktım. Hiç olup çapıma ulaştım.


P.N
ağır söz syf;8